Murat Ülker yazdı… Arada iki toplantı ve tatil, Goyalar iyi geliyor. Neden? – KARAR


İş insanı Murat Ülker kişisel internet sitesinde kaleme aldığı gezisinde ilk yurt dışı gezisiyle başlayan bir kişisel öyküsünü ve geçen Kurban Bayramı tatilinde ailecek yaptıkları Bodrum tatilini anlattı. Ülker yazısına “Arada iki toplantı ve tatil, Goyalar iyi geliyor. Neden?” başlığını verdi. İşte Ülker’in o yazısı…
1968 YILINDA İLK DEFA YURTDIŞINA ÇIKMIŞTIM. İlkokulun son günleri idi. Rahmetli Cihan hocamdan ancak günlük tutmaya söz vererek izin alabilmiştik. Belki de yazı yazmaya başlamama vesile olmuştu. Babam hem işlerini görecek hem de bizi gezdirip öğretecek bir Avrupa gezisi planlamıştı. Movada saat imalatçısından çikolata anbalaj makinalarına, Roma’daki 68 olaylarından Piccadilly Circus’daki hippilere kadar hepsine şahit olmuştum. Neyse bunları bir ara anlatırım. Esas demek istediğim, iş için goya* yaparken çevre, sanat, kültür goya’larına buradan itiyadım oldu. İşte bir örnek:
YOKSA HALİKARNAS ÇİÇEKÇİSİ MİYDİ?
Bodrum’un doğal güzelliği malum meşhur, peki palmiyeleri, gelin çiçeği olarak bildiğimiz kalaları, begonvilleri, mimozaları ve tam 45 değişik bitki türünü Bodrum’a ilk olarak Halikarnas Balıkçısı olarak tanıdığımız Cevat Şakir’in getirdiğini biliyor muydunuz? Geçtiğimiz Kurban Bayramı tatili ailecek Bodrum’da idik, malum dede/nineler olarak torun nereye biz oraya ve tabii ki dost ziyaretleri, goya da yaptım bu süreçte. Memleketimizin bu güzel köşesinden bahsetmek istiyorum bu hafta.
*GOYA: “Gez Oturma Yerinde Artık” sözcüklerinin akrostişidir. İşlemin, prosesin, fonksiyonun gerçekleştiği yerde öğrenmek, denetlemek maksadıyla bulunmak için periyodik geziler yapmak düsturumuzun simgesidir.
Bayramlarda ailecek bir araya gelmek, sevdiklerinle buluşmak için en sevdiğim geleneklerimizden. Biz de başlangıcı İstanbul’da yaptık, kaybettiklerimizin mezarlarını ziyaret ve bayramlaşmadan sonra ailecek güneye indik. Çok da güzel yapmışız. Neler yaptım derseniz bol bol GOYA*, sanat, arada toplantılar, Bodrum doğasının, denizinin keyfini çıkarmak ve tabii aile ve dostlarla buluşmak…
Öncelikle Bodrum’da doğaya saygılı olarak inşa edilen bir iki düzineden ibaret, bahçeleri birkaç dönüm olan evlere denk geldim. Arkadaşımın evinden çektiğim kareler bunun ispatı ama tabii Bodrum’da bahçeler ayrı bir coşmuş.
Zeytin ağacına sordum 500 yaşında mısın diye, değilmiş. En az bin dedi ama tabii Bodrumun en büyük dezavantajı aynı İstanbul gibi inişli çıkışlı ve daraşma olması.
Bu arada sanat GOYA’larını unutur muyum? Tabii ki hayır.
ART ON “Summer Dreamin’”
Oldukça keyifli bir manzaraya karşı bol rüzgarlı bir günde Oktay Duran’la görüştük ve Bodrum’daki Summer Dreamin sergisini gezdik. Serginin ismini William Shekespeare’in “Bir yaz gecesi rüyası” eserinden uyarlamışlar, geniş bir seçki ile yazı karşılamışlar.
Oktay Duran’la sohbet ederken “buraya gelen insanların her şeyden uzaklaşıp kendine yaklaşmaları için bir alan, bir fırsat oluşturmak istedim” diyor. Yalıkavak Elements’te bunu başarmışlar.
Yaz boyu değişen bir içerik planlamışlar, farklı kuşaklardan sanatçıların resim, heykel, yeni medya eserleri vardı. Küratörlüğünü Galeri Direktörü İlayda Abdik’in düzenlediği sergide yer alan sanatçılar Ahmet Elhan, Bahadır Hızol, Damla Sari, Dolanbay, Enis Malik Duran, Gürsel Soyel, Hüseyin Aksoylu, Kerem Giriş, Koray Tokdemir, Mert Diner, Oddviz, Olcay Kuş, Onur Mansız, Ozan Türkkan, Ömer Emre Yavuz, Sencer Vardarman, Ufuk Yılmaz ve Ülgen Semerci…
Sergiyi modern tarzda döşenmiş bir evin içinde görmek keyifli oluyor. Yaşanan bir ev havası içinde… Tüm ekibe tekrar teşekkürler.
Ev hepimiz için mahrem, kendimizle kaldığımız özelimiz ve evde sanatla yaşandığında, enerjik, ferah ve hatta rüyalarınız içinde yaşarsınız sanki .
SEVİL DOLMACI ART GALLERY “Open Air Sculpture Park”
Bir diğer durak, Mesa ve Sevil Dolmacı iş birliği ile Sevil Dolmacı Art Gallery idi. Demirbükü Bodrum’un çok güzel koylarından biridir. Burada da sanatın yaşam alanında sergilenmesi iyi hissettirdi bana. Bu sergide Naru Restoran’da başlayan galeri mekanı Mesa’nın sahiline doğru devam ediyor.
Alice Harikalar Diyarı ismini vermişler sergiye, pek de yakışmış…
Burada neler gördük… Ozan Oganer, Bahadır Çolak, Kadriye İnal, Yasin Uysallar, Gözde Can Köroğlu, Alman sanatçı Ruby Anemic’in neon işleri, Reuven Israil’in el yapımı ahşap heykelleri, Andy Warhol’un Sunday B. Morning (after) serisinden serigrafileri, mizahi karikatürleriyle tanınan illüstratör ve ressam David Shrigley’in kağıt eserleri, Haluk Akakçe’nin son dönem üretimleri, Leila Babirye’nin toplumsal cinsiyet temalı eserleri, Theodore Boyer’in natürmortları, Ganalı sanatçı Felix Kwesi Awotwi portreleri ve Valentino için özel bir eser üreten Sara Ludy’un dijital eserleri…
ARTSA CONSULTANCY
Başka bir gün ise Almanya merkezli KÖNİG Galerie ve Bodrum Loft iş birliği ile küratörlüğünü Selcan Atılgan’ın hazırladığı “Harmony” sergisini goya’ladım. Sergide Alicja Kwade, Claudia Comte, Jose Dávila, Jeppe Hein gibi uluslararası sanatçıların 7 eseri yer alıyor. Sergide ilginç olan QR code’lar aracılığıyla navigasyondu.
Böyle doğayla bütünleşmiş bir sanat rotasını güzel bir peyzaj ve mimari içerisinde Bodrum Loft’ta oluşturmak bana anlamlı geldi.
Muzip bir tavşanın kulakları diye düşünün
Gezip gördüklerim çok keyifliydi, Bodrum’un denizi de malum, güzeldir. Ama kısaca yediklerimden de bahsedeyim. Önce bir iki önerim olacak, biri Yalıkavak Marina’daki Godiva diğeri de beni, ailemi ve dostlarımı çok güzel ağırlayan Rixos Bodrum…
Yukarıda koyduğum vidyo Rixos Bodrum’dan, Brunch’taki söğüş domates bile bir lezzet şovuna dönüşüyor ellerinde…
Ayrıca “Eski Yer” meze ve balığıyla, “Limon” doğal bahçe ortamı ve günbatımı ile favorilerimden ikisi…
Güzel bir tesadüf oldu. Artam’ın notu da ben bu yazıyı yayınlarken son anda yetişti. Teşekkürler Turgay, Olgaç Artam. https://artam.com/makaleler/sergiler/bodrumda-cagdas-sanat-turu
Velhasıl güzel günlerdi Bodrum’da… Tatillerimi pek uzun tutmam, genelde hafta sonuna bir gün eklemek bana yetiyor, zaten tatilde normal çalışma günlerimden daha çok yorulduğumu hissediyorum. Neyse iyi ki arada birkaç toplantı yapmışım, Pazartesi sendromu yaşamadan işime gücüme döndüm, kısa tatiller, bol goya ve çok işle yaza devam ????.
*GOYA: “Gez Oturma Yerinde Artık” sözcüklerinin akrostişidir. İşlemin, prosesin, fonksiyonun gerçekleştiği yerde öğrenmek, denetlemek maksadıyla bulunmak için periyodik geziler yapmak düsturumuzun simgesidir
Yazının tamamını okumak için buraya tıklayınız.

source


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.